Metropoll kamuoyu araştırma şirketi sahibi Özer Sencar geçen gün; AKP’nin, son dönem anketlerde yüzde 24’e kadar gerilediğini ancak daha aşağı düşmediğini, yüzde 24’te güçlü bir direnç gösterdiğini belirterek halkın zamlara alıştığını söyledi.
Bu sözler aklıma meşhur kurbağa deneyini getirdi.
Kurbağayı soğuk suya koyup suyu yavaş yavaş ısıtınca, kurbağa önceleri suyun ısısına alıştığı için fark etmiyor, su kaynama noktasına yaklaşınca da iş işten geçiyor ve kurbağa sıcak sudan kurtulmaya çalışsa da, haşlanarak can veriyor.
Alışmak kavramına inanmak istemesem de, sanki araştırmacı Sencar’ın söylediği gerçekleşti. Halk, her geçen gün artan zamlara, yaşadığı olumsuzluklara alıştı ve tepki göstermez oldu.
Halbuki;
“Bizden önce o mu vardı, şu mu vardı?”
“Enflasyon düşecek”
“Çin modeli”
“İhracat artacak”
“Rekabetçi kur”
“Gözlerdeki pırıltı”
“Arkamızda Cumhurbaşkanımız var, yatırım yapın”
“Türk lirası en düşük durumda, daha ineceği bir yer yok, vatandaş rahat olsun”
“ABD’de 3 bin dolar kazanan, burada 5 bin lira kazanandan daha kötü”
“Ekin, deliler gibi ekin! Korkmayın! Devletimiz tüm sorunları biliyor”
“Manda yoğurdu, Medine hurması, Kestane balı, yulaf ezmesi şifa verir” sözleri de hiçbir işe yaramıyor. Ülkemde, özellikle de mutfakta yangın var ama halk tepkisiz…
Ha bir de; Sokak röportajında konuşan kişinin “Soyadlarına iyi bakın. Kılıçdaroğlu, Karamollaoğlu, İmamoğlu, Davutoğlu, Kaftancıoğlu… Hepsinin sonu ‘oğlu’ ile bitiyor. Anlayın artık. Bunların hepsi proje” sözleri de sosyal medyada trend oldu!
İskoç Psikiyatrist Ronald David Laing ya da dizi oyuncusu Ricky Dene Gervais. Aşağıdaki sözü bu ikisinden birisi söylemiş. Bana göre kimin söylediği değil, ne söylendiği önemli. Bahse konu olan söz şu; “Öldüğünüzde, ölü olduğunuzu bilmezsiniz. Bu sadece başkaları için zordur. Aynı şey salak olduğunuzda da geçerlidir.” Artık bu sözü hangisi söylediyse, araştırıp siz karar verirsiniz.
Konu sözlerden açılmışken…
Johann Wolfgang Von Goethe de, Genç Werther’in Acıları kitabında; “En üzüldüğüm şey, gençlerin en güzel vakitlerini aptalca dertlerle geçirmekten, yaşamaya fırsat bulamamalarıdır.” diyor, haberiniz olsun.
Halimiz nasıl da kurbağaya benziyor değil mi?
Su kaynamak üzere, artık uyanın, yanacağız!
Kalın sağlıcakla…



















