Mut’un Hacıahmetli köyünden yükselen bir ses, sadece yörenin değil, tüm Türkiye’nin belki de tüm insanlığın kültürel mirasına ışık tutuyor. Kemal Efecan, nam-ı diğer Efecan Kemal, bir terziden halk bilimciye, girişimciden kök boya ustasına uzanan sıra dışı yaşamıyla, kilimlere, renklere ve unutulmaya yüz tutmuş bir kültüre adanmış bir ömür sergiliyor. Onun hikayesi, bir müzenin duvarlarında yankılanmayı, gelecek nesillere ilham vermeyi hak ediyor: Kemal Efecan Türk Kilim ve Kültür Müzesi.
Kemal Efecan’ın öyküsü, çocukluğunda bir topacı boyayarak başlayan bir merakla, Toroslar’ın eteklerinde bin bir çeşit bitkiyi keşfetmeye, onların renklerini kilimlere işlemeye uzanıyor. O, sadece bir dokumacı değil, aynı zamanda bir araştırmacı, bir kültür aşığı. Atkıdan çözgüye, bukağıdan eli böğrüne, yörenin her motifinin, her renginin derin anlamlarını biliyor, bu bilgileri gelecek nesillere aktarmak için çabalıyor. Öyle ki, sadece hangi bitkinin hangi rengi verdiğini değil, o rengin nasıl elde edileceğini, hangi oranda karıştırılması gerektiğini, yani kök boyanın kimyasını, formüllerini de avucunun içi gibi biliyor. Bu bilgi birikimi, onu sadece bir uygulayıcı değil, aynı zamanda bir uzman, bir üstat yapıyor.
Kemal Efecan’ın doğal boya konusundaki derin bilgisi, bitkilere olan tutkusu, yörenin ve Türk dünyasının kültürel zenginliklerine hakimiyeti açıkça görülüyor. “Hala bu yaşımda sabah çıkıp akşama kadar dağ dağ, bayır bayır gezerek bitkileri, çiçekleri, bitki köklerini incelemek, resimlerini çekmek isterim. Onlardan yeni renkler denemek isterim,” sözleri, onun bu işe adanmışlığının en güzel kanıtı. Ancak Kemal Efecan’ı sadece bir boya ustası olarak görmek eksik olur. O, aynı zamanda bir “desen okuyucusu”, bir “motif yorumlayıcısı”. Türk kilimlerindeki her bir çizginin, her bir figürün, her bir geometrik şeklin ardındaki anlamı, sembolizmi, o deseni dokuyan kadının iç dünyasını, toplumsal yaşantısını, inançlarını derinlemesine biliyor. Eli böğründe motifi neyi ifade eder, koçboynuzu ne anlama gelir, baklava dilimi hangi duyguları yansıtır? Kemal Efecan, bu soruların cevabını sadece kitaplardan okuyarak değil, kilimlerin dokunduğu topraklarda yaşayarak, o kültürü soluyarak öğrenmiş. Bu derin içgörü, onun çalışmalarına eşsiz bir değer katıyor. Modacı Cemil İpekçi onun için, "Dünyada böyle başka bir insan yok, ona sahip çıkın. Kilimleri biliyoruz da; Yıllar önce onun dokuttuğu kumaşlardan elbise dikip defile yaptım" demişti Mut'a Ot festivaline katıldığında.
Bazı üniversitelerdeki hocalar ne öğrendiysek biz Kemal efecan'dan öğrendik demişlerdir. Japonya'dan bile onun bilgi birikiminden faydalanmak için öğrenciler gelmiştir ve kendi evinde misafir etmiştir aylarca.
Ancak Kemal Efecan’ın en büyük endişesi, bu bilgilerin kendisiyle birlikte yok olup gitmesi. “Bildiklerim benimle gitmesin diye uğraşıyorum. Bilgisayara aktarıyorum. Bir kitap yazıyorum,” sözleri, bu kaygının bir ifadesi. “Istardaki Renkli Dünya” adlı kitap çalışmasının bir an önce tamamlanması ve okurlarla buluşması ve bir "Türk Kilim Motifleri Albümü" ne kadar önemliyse, bu bilgilerin kalıcı bir mekanda sergilenmesi ve gelecek nesillere aktarılması da o kadar önemli.
İşte tam bu noktada, Kemal Efecan Türk Kilim ve Kültür Müzesi fikri ortaya çıkıyor. Bu müze, sadece kilimlerin sergilendiği bir yer olmamalı. Aynı zamanda bir eğitim merkezi, bir araştırma alanı, yörenin kültürel mirasının canlı bir parçası olmalı.
Bu müzede: Kemal Efecan’ın topladığı bitkiler, elde ettiği doğal boyalar ve boyama teknikleri, formülleriyle birlikte sergilenebilir.
Yöresel kilimler, çullar, dokumalar ve bu dokumalarda kullanılan motiflerin anlamları, Kemal Efecan’ın içgörüleriyle zenginleştirilmiş açıklamalarla anlatılabilir.
Kemal Efecan’ın yazdığı/yazacağı kitaplar, makaleler ve araştırmaları, desenlerin sembolizmi üzerine notları arşivlenebilir.
Dokuma atölyeleri, kök boya kursları ve yöresel yemek etkinlikleri düzenlenebilir.
Yörük kültürü, çadır kültürü, yemek kültürü ve yörenin diğer kültürel değerleri, Kemal Efecan’ın anlatımlarıyla zenginleştirilerek tanıtılabilir.
Kemal Efecan’ın yıllardır verdiği mücadele, kendi imkanlarıyla kurduğu atölyenin maddi imkansızlıklar nedeniyle kapanması, yetkililerden yeterli destek görememesi, hepimizi derinden üzüyor. “Yıllardır bir kilim yolunda, doğal kök boya yolunda, dokuma atölyesi uğrunda ömrümü tükettim ama kimseye yaranamadım,” sözleri, bir sitem değil, bir çığlık adeta.
Bu çığlığa kulak vermeliyiz. Kemal Efecan’ın birikimlerinin heba olmasına izin vermemeliyiz. Yerel ve genel yetkililere, kültür kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunuyoruz: Kemal Efecan’a sahip çıkın, onun hayallerini gerçeğe dönüştürmesine destek olun. Bir “Kemal Efecan Türk Kilim ve Kültür Müzesi” kurarak, bu eşsiz mirası sonsuza dek yaşatalım. Çünkü böylesi değerler kolay yetişmiyor ve onların birikimleri tüm insanlığın ortak mirasıdır. Bu müze, sadece bir yapı değil, aynı zamanda bir vefa göstergesi, bir teşekkür ifadesi, gelecek nesillere bırakılacak en değerli insanlık miraslarından biri olacaktır.



















